“Kişisel parti çıkarlarımızı ülkenin çıkarlarının önüne koymama sözümüzde duruyoruz”

0
277

Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Koç, Bakan Ömer Çelik ile yaptığı görüşmenin detaylarını açıkladı :”İyi niyetle süreci taşıyoruz.”

Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Koç, Bakan Ömer Çelik ile yaptığı görüşmenin detaylarını açıkladı.

“IYI NIYETLE SÜRECI TAŞIYORUZ”

– “Burada bir iyi niyet var. Ülkeyi hükümetsiz bırakmama”.
– “10 – 12 gün içinde temel sonuca varılacak”.
– “Kişisel parti çıkarlarımızı ülkenin çıkarlarının önüne koymama sözümüzde duruyoruz”.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç, AKP ile koalisyonu görüşmek için Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ile yaptığı görüşmenin detaylarını açıkladı. Koç, “Ülkeyi hükümetsiz bırakmama iyi niyetiyle süreci taşıyoruz. Ama bir koalisyonla sonuçlanacak anlamı çıkmasın” dedi.

AKP-CHP koalisyon görüşmelerinin koordinatörlüğünü yürüten CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Koç, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ile 1,5 saatlik görüşmenin ilk turundaki detayları anlattı.

Haluk Koç, CHP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında 10-12 gün içinde olumlu veya olumsuz bir sonuca varılacağını belirterek şöyle konuştu:

“Bildiğiniz gibi 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ortaya çıkan parlamento aritmetiği bazı seçime muhalefet olarak giren siyasi partilerin farklı tavır almalarıyla AKP’nin içinde olabileceği bir koalisyon aritmetiğinin aranmasını gerekli kıldı. Baştan itibaren ifade edegeldiğimiz %60’la muhalefet olarak çıkılan seçim sonuçlarına göre daha farklı bir hükümet etme formülünün Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ve Sayın Genel Başkanı tarafından da dile getirilmesinin muhataplarında karşılıklı yanıtı almadığını üzüntüyle gördük.

Ülke hem ekonomik açıdan, hem demin konuşmamıza konu ettiğimiz çeşitli içeriye dönük karmaşa yaratma gayretlerinden bunalmış vaziyette. Ciddi bir geniş profilli güçlü bir hükümet kurulmasının gereği ortada. Ama bunu da ifade etmiştik hiçbir zaman 7 Haziran 2015 öncesi koşullara dönülmemesi şartıyla.

Bu çerçeve içerisinde seçimin ilk gecesinden itibaren vurguladığımız bir tablonun sahiplenmesine devam ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi ülkeyi hükümetsiz bırakacak bir çözümsüzlüğün adresi olmayacaktır tespitini seçim gecesi bu salonda sizlerle birlikte yapmıştım.

Geldiğimiz noktada hükümeti kurmakla görevlendirilen Sayın geçici hükümetinde başkanı olan Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun geçen hafta Cumhuriyet Halk Partisine yaptığı ziyaretten sonra bu niyetler karşılıklı olarak ifade edilmiş ve ondan sonrasında ise müzakere için ön görüşme niyeti ortaya konduktan sonrada bu süreçte nasıl yol alınabileceği bugün tespit edilen iki isim arasında Sayın Ömer Çelik ve Cumhuriyet Halk Partisini temsilen benim aramda bir ikinci ön görüşmenin devamı olan bir görüşmeyle devam etti.

Sayın Çelik yanılmıyorsam bizler MYK toplantısındayken sabah yapılan toplantıyla ilgili basına bir bilgilendirme açıklaması yaptılar. Bende bu konuyla ilgili bir değerlendirme yapmak istiyorum. Evet bugünkü toplantıda bir yöntem üzerinde duruldu. Herhangi bir alt başlık değerlendirmesi yapılmadı. Zaten Cumhuriyet Halk Partisinin bu konuyla ilgili daha önce kamuoyuna yaptığı açıklamalar ortada. 14 temel ilke belirlemiştik. Bu 14 temel ilke aslında Cumhuriyet Halk Partisinin öne sürdüğü koalisyon koşulları değil, bir demokrasinin olmazsa olmaz şartları olarak algılanması gereğinin de altını çizmiştik. Bu çerçeve içerisinde bu yöntem tartışmasında önümüzdeki günlerde oluşturulacak müzakere heyetleri Sayın Genel Başkanların bilgisi dahilinde temel ilkeleri, ana görüşme başlıklarını, demokratik kurum ve kurallarda oluşan aşınmaların nasıl giderileceğini, bunun tabi değişik alt başlıkları var. Sosyal ve ekonomik politikalarda nelerin ortaklaşılabileceğini ve üçüncü bir başlıkta dış politika konusunda nelerin masada bulunabileceğini alt başlıklar olarak değerlendirme kararı alındı.

Bu müzakereler mutlaka bir koalisyonla sonuçlanacak değil. Burada bir iyi niyet tavrı var. Ülkeyi hükümetsiz bırakmama. Sadece bu da değil, bugünkü sorunların ağırlığı karşısında geniş profilli, güçlü bir hükümet yapısı ile, uzun süreli bir hükümet yapısı ile, geniş tabanlı bir hükümet yapısı ile Türkiye’nin önündeki sorunları aşma kararlılığı yakalanabilir mi, yakalanamaz mı? Böyle bir irade ortaya konabilir mi konamaz mı? Bu sürecin değerlendirmesine geçeceğiz.

Bu temel başlıkların altında da alt başlıklar olacak tabi ki. Her alt başlık için uzlaşılan konular ayrılır, uzlaşılamayan konular Sayın Genel Başkanların bilgilerine sunulur. Onlar yan yana geldiklerinde bu konuyla ilgili değerlendirmeleri alınır. İyi niyetle bu süreci taşıyoruz. Hiçbir zaman kişisel parti çıkarlarımızı ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunlar çerçevesinde ülkenin çıkarlarının önüne koymama sözümüzde duruyoruz.

Bu bir kere daha tekrar ediyorum. Bir koalisyonla sonuçlanacak anlamı çıkartmasın. İlkelerimizi, olması gerekenleri, uzlaşılabilecek noktaları, beraber yol yürünebilecek ise demin söylediğim gibi bu çerçevenin oluşturulması için önümüzdeki günlerde bu heyet alt görüşmelere başlayacak. Bunlar yeri ve heyetlerin oluşum şekilleri daha sonra sizlere bilgi olarak verilir ve ondan sonrasında bir sorumluluk taşınacak ise bunun temel ilkeleri, yol haritası ortaya konur. Eğer bir sorumluluk paylaşılamayacak sonucu çıkar ise de nerede ne şekilde nelerin tıkandığı da yine son derece şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılır.

Onun için bugünkü görüşmeleri bir yöntem görüşmesi olarak alabilirsiniz. Dediğim gibi birkaç gün sonra, hafta sonu olabilir. Ama toplam süre en fazla 10 – 12 gün içerisinde anladığım kadarıyla bir temel sonuca varmak mümkün olacak veya olmayacak. Her iki koşulda da, her iki tabloda da gereken açıklamalar yapılacak.

Sabahki görüşmenin içeriği de bu çerçevede.

Cumhuriyet Halk Partisinin dış politika konusunda yapılan yanlışlara karşı tezleri ortadadır. Sadece onun için değil, tüm demokratik kurum ve kuralların uğradığı tahribatın giderilmesine dönük önerilerimizde ayrı bir başlık olarak ortadadır. Yani Türkiye’deki demokrasi algısının artık gelişmiş demokrasiler tarafından mutlaka meşru kabul edilmesi gerekiyor. Yani Türkiye’de bir kendimizi kandırmanın alemi yok. Baskıyla demokrasi olmaz. Baskıyla demokrasi kavramı yan yana olmaz. Kişisel hak ve özgürlüklerin sınırlandığı bir demokratik ortam tarif edilemez. Basının özgür olmadığı, isteyenin temel anayasal haklarını kullanırken takibata uğradığı bir demokrasi olamaz. Hukukun üstünlüğünün olmadığı, adil yargılanma hakkının gasp edildiği, yargıç bağımsızlığının teminatının olmadığı bir hukuk düzeni asla olamaz. Onun için söylediklerimizin teker teker açılmasına geçerseniz onlar ayrı. Bunlar nasıl tashih edilebilir? Nasıl hangi yasal düzenlemelerle, hangi siyasi tutum, davranış ve politikalarla demin söylediğim gibi bir demokrasiyi tarif eden ögeler haline getirilir. Bunları bizler ilgili başlıklar görüşülürken getireceğiz.

Sanıyorum bir uzlaşma olabilir. Çünkü demokrasinin tarifi tektir. Yani ülkeden ülkeye, iktidardan iktidara demokrasi ve hukuk tarifi olmaz. Bunlar bir standardı bulduğumuz zaman herhalde buna hiç kimsenin itiraz edecek hakkı da olmaması gerekir. Bu çerçevedeyim. “

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER